Kar tanesiydi onun adı yaşadıkları hem burnun ucunda duran kar tanesi kadar soguk ve değersizdi ama neydi içini bu kadar sıkan bunaltan bulunduğu yerden kaçmak istemesi mi yoksa kendinden miydi kaçma davranışı.Anlam veremediği yine o günün sabahına uyanmıştı kolunda üç parmak izi babannesinden duymuştu ona üç harflilerin dokunduğunu yine ürpermişti içi bildiği tüm duaları sırası ile okumuştu baştan sona sondan başa ayakları yere bastıkça karın ayakları altındaki ezilişi ona en zevdiği akide şekerini hatırlatmıştı ne severdi ama çayın yanında akine şekerini mis gibi kokusu messt etmeye yeterdi onu sesin cazibesinie kapılıp nereye gittiğini bilmeden devam etti yola kart kuuurt ses onu hipnoz etmişti başka alemdeydi artık ssevmediği o yerdende ortamdanda artık çok uzaktı istediği kadar dokunsundu ona üç harfliler ... artık özgürdü yalnızdı havanın soğukluğu içini ısıtmaya yetiyordu ağzında çıkan buhar ona sigara içiyormuş hissi veriyordu ne garip artık büyümüştü hemde iki adımda...
Kayıtlar
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
KUŞAK ÇATIŞMASI VE ÇOCUKLARIMIZ Yeni neslin içinde bulunduğu müzmin sorun bağımlılık...bu şartlı büyüttüğümüz çocuklarımıza yerleşen yemeğini yersen çikolata yiyebilirsinden başlıyoruz kendimizi çocuğa karşı şartlı ve bağımlı kılmaya.İş kendi kararını alma yaşına geldiğinde çocuğa kızıyoruz: _Artık kendi kararını kendin ver canım her şeyi de bana sorup durma! Eeee ne oldu şimdi hani her şeye şart koşan biz ne oldu da çocuğumuzun bir anda kendi ayakları üzerinde durarak kara vermesini istememiz. Bu olayı bir atasözü ile özetlersek :Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu Peki çözüm ne. Çözüm sınırlarımızı bilip çocuğumuza bir ebeveyn olarak söz hakkı vermek idealist anne baba olacağız diye kendine güveni olmayan toplum içerisinde kendini tanıtamayan hormonlu ama tatsız bireyler yetiştirmemek.